Göğüs hastalıkları muayenesi

Respiratuar hastalıklarda semptom ve bulgular:

  • Öksürük
  • Balgam çıkarma
  • Hemoptizi
  • Dispne
  • Siyanoz
  • Göğüs ağrısı
  • Ses kısıklığı
  • Halitozis
  • Çomak parmak

Özgün olmayan bulgular: Ateş, letarji, solukluk, kilo alamama, kilo kaybı, okuldaki başarısızlık, emosyonel bozukluklar

İnspeksiyon:

  • Cilt, cilt altı doku kaybı, ek oluşum, damar durumu, telenjiektazi
  • Göğsün anatomik yapısı, deformiteleri
  • Solunum hareketleri
  • Thorax ekspansiyonu,
  • Diyafram hareketleri

Ciltte göğüse özel döküntüler yoktur. Göğüsteki lekeler tüm vücutta olabilir. Ancak spider anjiomalar daha çok omuz başında ve yüzde bulunurlar. Cafe au lait lekeleri bulunabilir.

1. Göğüs deformiteleri:

– Doğuştan olanlar:

  • Pektus karinatus (güvercin göğsü): Sternum öne doğru çıkmıştır. Tek kusur estetik bozukluktur. Ameliyat olması gerekmez.
  • Pektus excavatus (kunduracı göğsü): Sternumun alt kısmı deprese durumdadır.
  • Muskulus pektoralisin yokluğu
  • Kifoz, kifoskolyoz, lordoz
  • Fıçı göğüs: Ön arka çap, transvers çaptan uzundur. Astım, amfizem, koah fıçı göğse neden olur.

– Çocuklukta geçirilen hastalıklara bağlı olanlar:

Tüberküloza bağlı (pott hastalığı) olarak vertebraların ön kısımları zedelenirse kifoz oluşur. Oturuş, duruş stillerine göre de kifoz oluşabilir. Raşitizm de kemik yapısı zayıf olduğundan önde diyaframın yapışmış olduğu 5-6-7 ve 8. kostalar diyaframın hareketi sonucu içe çökmüşlerdir. Buna harrison oluğu denir.

– Lokalize deformiteler:

Lokalize şişlik ve kabartılar yumuşak doku ve kemiğe ait olabilir. Kemik iltihabı, tümörü, tüberküloz absesi (soğuk abse), konjenital kalp hastalıklarında prekordial bölge bombeleşir.

2. Solunum Patterni:

Solunumun hızı, ritmi, derinliği ve kollaps olup olmadığı tanımlanmalıdır.

Dispne belirtileri:

  • Ortopne
  • İnterkostal, subkostal, supraklavikular, suprasternal retraksiyonlar
  • Burun kanatlarının solunuma katılması: Çocukta en önemli belirtidir.
  • Baş sallama: Süt çocuğunda inspirasyonda sternokleidomastoid kasının kasılmasına bağlı olarak baş öne çelir, sonra tekrar geri döner.
  • Wheezing: Müzikaldir ve özellikle ekspirasyonda duyulur.
  • İnleme: Özellikle yenidoğanda RDS’ de (Hyalen membran hastalığı) duyulur.

Solunum ritmi:

  • Normal solunum
  • Cheyne stokes solunumu: Hafif şekli çocuklarda görülebilir. Normal yetişkinde uykuda görülebilir. İlerlemiş kalp hastalarında, böbrek hastalıklarında, astımda, KİBAS’ ta, pnömonide ve menenjitte görülebilir.
  • Biot solunumu: Apneyi takip eden derin ve hızlı bir solunum nöbeti vardır.
  • Apne nöbeti: Apne prematürelerde 5-10 saniye kadar görülebilir. Bundan korkulmamalıdır. 20 saniyeyi geçerse önem kazanır ve acil müdahale gerekir.
  • Kussmaul solunumu: Derin ve hızlıdır (Takipne ve hiperpne). Pnömoni, diyabetik asidoz, ağır anemi, metabolik asidoz, aşırı diyare durumlarında görülür.

Palpasyon:

  • Göğsün bilateral ekspansiyonu,
  • Göğüs duvarı titreşimi,
  • Trakeanın pozisyonu
  • Lenf bezleri
  • Kalp apex atım yeri değerlendirilir.

Göğüs bilateral palpasyonunda eller alt tarafta sırttan iki yönlü olarak göğsü sarar biçimde yerleştirilmelidir. Baş parmaklar vertebral kolona doğru birbirlerine yönelmelidir. Hasta derin bir nefes aldığında baş parmaklar eşit şekilde birbirinden ayrılıyorsa ekspansiyon normaldir.

Vokal fremitus: Vokal kordları birdenbire harekete geçirecek sözler art arda söylenir (10-11, 40-41 gibi), elle dinlenir.

Arttığı durumlar:

  • Konsolidasyon (Örneğin; pnömoni)
  • Akciğer enfarktüsü
  • Yaygın akciğer tüberkülozu
  • Plevrada mayi toplanması

Azaldığı durumlar:

  • Plevral fibrozis
  • Büyük bronşlarda tam veya kısmi obstrüksiyon (atelektazi, amfizem)
  • Göğüs duvarının tek taraflı ödemi

Göğüs duvarında krepitasyon: (cilt altı amfizemi)

  • Mediastenit gibi enfeksiyonlar
  • Göğüs yaralanmaları
  • Göğüs ameliyatlarından sonra olabilir.

Perküsyon

İndirekt perküsyonda sol el 3. parmağı perküte edilecek olana konulurken diğer elin 3. parmağıyla sol elin orta falanksına vurulur. Perküte edilecek alanda, sol el orta parmağının altında kemik bulunmamalıdır. Perküsyon sırtta mutlaka simetrik yapılmalıdır. Axiller bölge, ön duvar, sırt tamamen dinlenmelidir. Önde ve arka alt kısımda parmaklar kostalara paralel gelmelidir. Sırtta parmak ucu dışı göstermeli, öde ise sol el parmak ucu hastanın sol tarafını gösterecek şekilde durmalıdır. Skapulayla vertebra arasında vertikal olacak şekilde yapılır. Perküsyon sesleri tonlarına göre; sonar, hipersonar, timpanik ve matitedir.

Normalde akciğer sonar, karaciğer mat, abdomen timpanik ses verir. Sonar ses bas karakterli oldukça uzun süren, kolay duyulan bir sestir. Hipersonar ses daha bas karakterlidir, gürleyici türdedir. 0-6 yaş arasında akciğerden hipersonar ses alınması normaldir. Çünkü toraks duvarı incedir. Genellikle amfizem, astımda hava hapsolur ve hipersonar ses alınır. Pnömotoraks varsa hipersonar ses alınabilir. Timpan ses abdomen sesidir, müzikaldir, biraz daha tizdir, süresi ortadır. Aynı ses göğüste duyuluyorsa diyafram hernisi, pnömotoraks bulunabilir. Matite sonaritenin tam tersidir. Tiz ve kısadır, karaciğer ve kalpte alınır. Akciğerde matite alınan durumlar şunlardır:

  • Lober pnömoni
  • Hidrotoraks
  • Ampiyem
  • Plevrada kalınlaşma
  • Akciğer, plevra tümörleri
  • Akciğer kollapsı

Perküsyonla sonar ses alınarak aşağıya doğru inilir. Submatitenin alındığı interkostal aralıkta durulur. Hastaya inspirasyon yaptırılır. Buradan sonorite alınır. Bu diyaframın çalışmasını gösterir. Normalde diyafram inspirasyon ve ekspirasyon sırasında 2 kosta boyu yer değiştirir. Diyafram parazilerinde, subfrenik absede tek taraflı olarak diyafram az yer değiştirir ya da çalışmaz.

Oskültasyon

Veziküler ses: Göğüste duyulur, yumuşaktır, düşük frekanslı yani bas bir sestir. En iyi aksillada duyulur. İnspiratuar dönem ekspiratuar dönemden daha uzundur.

Trakeal ses (tübüler ses): Trakea üzerinde duyulur. Akciğerde duyulursa konsolidasyonu düşündürür.

Bronkoveziküler ses: Trakeal ve veziküler sesin arasındadır ve ikisinin karışımıdır.

Ek sesler: Raller, ronkus, frotmandır.

Raller

Krepital ya da ince raller alveoller içinde sekresyon varsa oluşur, inspiryumun son kısmında duyulur. Kısa süreli, patlayıcı, öksürükle kaybolmayan özelliktedir. Tbc, pnömoni, akciğer stazında görülür.

Orta raller bronşiol ve küçük bronşlardan kaynaklanır. İnspirasyon sonunda ekspirasyon başında, öksürükle artar. Subkrepitan ral de denir. Tbc, bronşiolit, bronşektazi, akciğe apsesi, konjesyon, akciğer ödeminde görülür.

Kaba rallerde olay trakeada veya ana bronşlardadır. Kaba, fıkırdayan türde inspiryum başındadır. Şiddetli öksürükle kaybolabilir. Genellikle gargara sesi gibidir. Komadaki hastalarda sık duyulur. Trakea ve bronşlarda biriken sekresyona bağlıdır.

Ronküs

Nedeni ne olursa olsun trakea, bronş ve bronşiollerin darlığından oluşur. Müzikaldir, genellikle ekspiryumda duyulur, yani bir obstrüksiyonu gösterir. Ronküsler rallerden farklı olarak, hem inspiryumda hem ekspiryumda duyulurlar. Bronşit, astım, amfizeö ve fibroziste yaygın tümörde lokalize ronküs duyulur.

Sibilan ronküsler müzikal, tiz, ıslık sesi gibi alt uçtan kaynaklanan seslerdir. Hışırtı şeklindedir. Küçük bronşiollerden doğar. Sonar ronküs daha proksimalden, geniş çaplı bronşiollerden kaynaklanır. Daha bas karakterdedir.

Frotman

En iyi olarak inspirasyon sonuyla ekspirasyon başında duyulur. Öksürünce kaybolmaz. Solunumla değişmez. Frotmanın kaybolması ya iyileşmeyi ya da sıvı toplanmasını gösterir. Perikarda ait frotmandan ayırmak için hastanın solunumu kısa bir süre için durdurulur. Frotman kaybolursa perikarda aittir.

İlginizi çekebilir: Çocuklarda döküntülü hastalıklar

Twitter’da bizi takip edin: @doktorunsesicom

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir