Gebelik ve Myastenia Gravis

Merhaba değerli Doktorunsesi okuyucuları, bugünkü yazımızda gebelik sürecinde Myastenia Gravis hastalığı ve etkilerine yer vereceğiz. Gebelik ve Myastenia Gravis arasındaki etkileşim genellikle hafif veya birbirini hiçbir şekilde etkilemeyecek şekildedir.

Gebelik ve Myastenia Gravis

Myastenia Gravis özellikle 20-40 yaş arasında ve erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha sık görülmektedir. Bununla birlikte 20 ila 40 yaş aralığı biyolojik olarak kadınlarda doğurganlık düzeyinin en yüksek olduğu yaş grubudur. Bu yüzden 20-40 yaş arası kadınlarda miyasteni ve gebeliği sıklıkla birlikte görebiliyoruz. Ancak bu durumda çok fazla endişelenmeye gerek yok; çünkü ne Myastenia Gravis in gebelik üzerine ne de gebeliğin miyasteni üzerine belirgin şekilde olumsuz etkileri bulunmamakta. Ama tabii ki her iki hastalık da birbiriyle etkileşebilir ve bu nedenle de dikkatli olmak gerekir. Myastenia Gravis hastalığında gebe kalındığı zaman mutlaka iyi bir ekiple hastanın takibi şarttır. Bir nöroloji uzmanı, kadın doğum uzmanı, anestezist ve doğumdan sonra da bebeği takip edecek bir yenidoğan çocuk uzmanı birlikte ekip olarak çalışmalı ve iletişim halinde olmalıdır.

Gebelik öncesi dikkat edilmesi gerekenler

Myastenia  gravis ile gebelik arasındaki etkileşimi gebelik öncesi, gebelik, doğum ve sonrası olmak üzere 3 ana grupta toplayabiliriz. Gebelik öncesinde esas olay ilaçların kullanımıdır. Eğer planlanan bir gebelik varsa ilaç kullanımı özellikle metotreksat ve azotioprin, siklofosfamid gibi ilaçlar gebelikten 6 hafta önce kesilmelidir ya da bu ilaçlar kullanılıyorsa hasta gebe kaldığını öğrenir öğrenmez nöroloji hekimiyle hemen temasa geçmeli, gerekiyorsa da ilaçlar kesilmelidir. Kortizon ise genellikle gebelik öncesinde daha güvenilir bir ilaçtır ama gebelikte kortizon da bazı olumsuz durumlara yol açabilir.

Gebelik dönemi

Gebelik dönemi myastenia graviste hastada genellikle çok fazla sıkıntıya yol açmaz. Bazen solunum kaslarının güçsüzlüğüne bağlı olarak solunumda zorluk, alınan kiloya bağlı olarak hareketlerde daha çabuk yorulma ve güçsüzlük ve bazı durumlarda da solunum sıkıntısı olabilir. Genellikle ilk 3 ayda pek bir sorun izlenmez. 3 ile 9. aylar arasında ise gebelik immün sistemi etkilediği için bir grup hastada şikayetlerde düzelme bile görülebilir. Özetle baktığımızda gebelik Myastenia Gravis hastalarının yaklaşık %40 ında şikayetlerde bir artışa neden olurken geri kalan %60 ında ya bir şikayete neden olmaz ya da hastalar daha iyi bir duruma geçiş gösterir. Bu dönemde kullanılan ilaçlar çok önemlidir. Metotreksat, siklofosfamid, mikofenolat mofetil ve azatioprin gibi ilaçların kullanımı önerilmez. Özellikle bu ilaçların en zararlıları mikofenolat mofetil, metotreksat ve siklofosfamid tir. Görece azotioprin daha az zararlı olabilir. Kortizon ise en sık kullanılan ilaç olduğu için özel bir dikkat gerektirir. Bebekte özellikle ilk 3 ayda dudak ve damakta; yarık damak, yarık dudak gibi anomalilere yol açabilir. Bu nedenle ilk 3 ay kortizon kullanımı önerilmez. 3 ay sonrası ise kadın doğum uzmanı ile görüşülerek kortizon kullanılabilir. Gebelik döneminde hastada şikayetlerin oluşması durumunda genellikle intravenöz immunglobulin tedavisi, plazmaferez yani serum değişimi ve bazı durumlarda ritüksimab tedavisi verilebilir. Tedavide hasta mutlaka nöroloji ve kadın doğum uzmanının takibinde olmalıdır. Hasta tedavi yanıtına göre doktor tarafından yönlendirilir.

Doğum

Önerilen doğum şekli normal doğumdur. Miyasteni rahim kaslarını etkilemez ancak karın grubu kaslarını etkileyebileceği için doğumda vakum veya forseps kullanımı gerekebilir. Sezeryan yapılacaksa genel anestezi değil epidural anestezi tercih edilir. 

Doğum sonrası myastenia gravis komplikasyonlaru

Bazen miyasteni hastalarında antikorlar anneden bebeğe geçiş gösterir. Her 5-6 bebekten birinde antikorların bebeğe geçmesi nedeniyle bebeklerde miyasteni şikayetleri ortaya çıkabilir. Bu şikayetleri bebekte doğumdan sonraki 2-4. günde görebiliriz. Bunlar; salık bebek yani bebeğin kolunun bacağının gevşek olması, kol ve bacak hareketlerinde azalma, emmede azalma, bebeğin ağlamasında kısık ses veya kedi miyavlaması gibi ağlama şeklidir. Bebekteki tüm bu belirtiler hiçbir şey yapmaya gerek kalmadan 3. haftaya kadar zaman içerisinde azalarak kaybolur; nadiren çocuklarda belirgin yutma güçlüğü ve solunum sıkıntısı olabilir. Bu durumda çocuk hekimleri gerekirse duruma müdahale etmeli ve gerekli destek sağlanmalıdır.

İlginizi Çekebilir: Migren belirtileri

Twitter’da bizi takip edin: @doktorunsesicom

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir