Author

doktorunsesi

Browsing

Bugün Dr. Mustafa Yalçın’ın kahreden intihar haberinden sonra, asistan hekimlere uygulanan sistematik mobbing, nöbet ertesi 36 saat kesintisiz çalışma, kapalı kapılar ardında uygulanan kıdemlilik adı altında yapılan kurumsallaşmış mobbing in tüm Türkiye ye duyurulmasını istiyoruz.


(Kıdemlilik nedir?: Senden 1 gün bile işe erken başlayan kişinin tüm haklarda senden üstün olması yasal olmasa da senin amirin olarak davranması ve hemen hemen istediği her şeyi sana yaptırması. Hocaların da bu şekilde tüm asistanları daha iyi kontrolde tutması.)


Bundan yine 1,5 yıl önce kıdemliliğin ve 36 saat nöbetin aralıksız uygulandığı Baltalimani Hastanesinde bir alt kıdemli üst kıdemlisini katletti.


Bundan 4 yıl önce yine kıdemliliğin ve 36 saat nöbetin had safhada olduğu bir pediatri kliniğinde Dr. Ece Ceyda G. mobbinge ve yoğun çalışma saatlerine dayanamayıp 9. kattan atlayarak canına kıydı.

Ve haberleşmemiş bir sürü can..

36 saat çalışma hem hasta güvenliğini, hem doktor psikolojisini alt üst etmektedir.
Kıdemlilik adı altında yapılan mobbing , 36 saat aralıksız çalışma son bulsun!!!

#mobbingcinayettir


SARKMA NEDİR- NEREDEN SARKMA OLUR?

Kadınlarda organ sarkması vajen duvarında ve burada yer alan organları (mesane, rahim, idrar kanalı, arkada bağırsaklar) yerinde tutan kaslardaki ve bantlardaki zayıflamaya bağlı olarak oluşur.

Yaşa bağlı toplumdaki her iki kadından birinde az ya da çok sarkma durumu oluşur. Bu da %50 sağlıklı kadın bireyde sarkma olduğu anlamına gelir. Türkiye’de bu oran daha yüksek olabilir.

Mesane sarkması, rahim sarkması, idrar torbası düşüklüğü:
Pelvik yapılardaki sarkmalara çok çeşitli isimler verilmiştir. Mesane, rahim, bağırsak sarkmaları gibi yaygın halk arasındaki isimler dışında sarkana organa bağlı olarak sistosel, rektosel, uterin sarkma, kaf sarkması gibi tıbbi terimler de kullanılır.
En doğrusu sarkmaların nereden kaynaklandığına bakarak adlandırılmasıdır.
Organ sarkmaları 3 bölümde incelenir:

  • Ön kısım sarkmaları: Mesane ve idrar kanalı
  • Orta kısım: Rahim ve rahim ağzı (eğer rahim alınmışsa)
  • Arka kısım: Bağırsak sarkmalarıdır.

SARKMA NİYE OLUŞUR?

  • Yaş, çok doğum, zor doğum, vakum veya başka aletlerle yapılan doğumlar,
  • Zorlama, ıkınma, aşırı kilo, obezite
  • Sigara kullanımı, astım hastalığı
  • Kas yapı bozuklukları
  • Geçirilmiş rahim veya vajinal ameliyatlar
  • Genetik faktörler en sık saptanan nedenlerdir.
  • Menapoz
  • Hormon eksikliği
  • Travma, düşme, ameliyatlar
  • Rahim ameliyaı geçirmiş olma

SARKMADAKİ ŞİKAYETLER :

  • Bir şeylerin düşüyor gibi olması hissi
  • Otururken batma hissi
  • İdrar kaçırma
  • Dışardan ele gelen kitle
  • İdrar tam boşaltamama
  • Sarkmaya bağlı rahim ağzında yaralar
  • Kanama
  • Sık idrar yolu enfeksiyonu
  • Uzun dönemde kronik sürtünmeye bağlı kanserleşme riski
  • Kabızlık, tam boşaltamama
  • Sırta, bele vuran baskı- ağrı
  • İlişki sırasında acı, ağrı

SARKMA DERECELERİ:

1. Derece: Hafif sarkma- mesane ya da rahim gibi herhangi bir organın küçük bir bölümü sarkar. Vajen duvarında tam bir zayıflık yoktur. Bu tip sarkmalar çoğunlukla hiç bir zaman rahatsız etmez ve tedavi gerekmez.
2. Derece: Orta — Vajenin yarısında kadar sarkma vardır.
3. Derece: Şiddetli — Sarkma vajen dışına doğru taşmıştır ve dışardan belli olur. Çoğu zaman ele gelen kitle şeklinde tariflenir.
4. Derece: Aşırı sarkma- tamamen dışarda: Tüm yapı sarkmıştır. Çoğu zaman içeri girmez.

NE ZAMAN TEDAVİ EDİLMELİ?

Organ sarkmaları yukarıda belirtilen ciddi şikayetler ve hastalıklara yol açabileceği için şikayeti oluşan hastanın ciddi sarkmalarda ameliyatla tedavi edilmesi ŞARTTIR.

  • Bu hastalarda ilaç tedavisi bulunmaz.
  • Ele gelen kitle, belirgin sarkma, sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme, idrar tam boşaltamama sarkmanın tedavi edilmesini gerektirir.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR!

Tüm sarkmalara halk arasında “idrar kesesi düştü” denilmektedir. Oysa idrar kesesi sarkması yani sistosel kadınların sadece %16’sında tek başına bulunur.
% 85 hastada idrar torbası sarkması ile beraber rahim ya da rahim ağzı sarkması da vardır. Sarkmalarda nüks çok fazladır- ifadesi yanlıştır. Sarkma ameliyatı sonrası tekrarlama çok görülmez. Ehil ellerde yapılmazsa nüks artar.
Sarkmalar için bekleyerek iyileşme olmaz.
Sarkma tedavisinde ilerlemiş olgularda ameliyat dışında silikon tamponlar da kullanılabilir.
Yaşlılarda bu ameliyat yapılmaz- düşüncesi de tamamen yanlıştır.

EN İYİ TEDAVİ NEDİR?

Sarkmanın yeri ve derecesine göre tedavi vajinal ameliyatla ya da karından yapılabilir.
Pelvik organ sarkmalarında bugün için en iyi tedavi Robotik cerrahidir. Robotla yapılan sarkma ameliyatlarında vajende veya ciltte kesi olmaz. Ağrı son derece az olup hastalar 1 gün sonra taburcu olur ve günlük işlerine dönerler.
Robotik cerrahide hasta anatomisi çok detaylı görülür ve bu şekilde sarkan organ doğru yere yeniden asılır. Ameliyat alanının direk görülmesi, büyütülmüş bir görüntü ile ameliyat yapılması doğru işlem yapılmasını ve hata payını en aza indirgemeyi sağlar.
En iyi tedavi en doğru hastaya uyan tedaviyi seçmektir.
Sarkma tedavisi deneyimli ürologlarca ve jinekologlarca yapılabilir. Ülkemizde hem sarkma alanında hem de robotik cerrahide deneyimli Ürolog sayısı son derece azdır.

SARKMA AMELİYATI SONRASI KOMPLİKASYONLAR NELERDİR?

Hemen her ameliyatta görülen sorunlardır. Kanama, enfeksiyon, anesteziye bağlı bazı sorunlar ve sarkmanın tekrar etmesidir. Ancak, robotik sarkma ameliyatında bu komplikasyonlar da çok düşüktür.
Robotik cerrahi uygulanan hastalarda en dramatik durum iyileşmenin hızıdır. Ameliyat kapalı olarak ve son teknoloji ile yapıldığı için hastalar çok hızlı şekilde toparlar.

Prof. Dr. Ahmet Rahmi Onur

Özellikle ön planda çalışan sağlık personeli için biraz da olayın psikolojik tarafından bahsetmek istiyorum. Öncelikle ortaya çıkabilecek duygularımızdan bahsedelim.
Gerçekten önemli ve çok zor işler yapıyorsunuz. Önümüzdeki günlerde ve haftalarda sizi farklı duygu durumları bekliyor, muhtemelen endişeli, stresli, korkmuş, üzgün, bunalmış, kızgın, suçlu, çaresiz hissettiğiniz zamanlar olacaktır. Bu yaşadıklarınızın hepsi son derece zor bir duruma normal tepkilerdir.Korkmak, mutsuz olmak herkeste olabilecek duygulardır.

Salgının farklı aşamalarında farklı duygular yaşayabilirsiniz. Örneğin, erken dönemde ne olabileceğini düşünüp endişeli hissedebilirsiniz. Pik aşamalarında adrenalin dalgalanmaları yaşayabilirsiniz. Zamanla “boşuna calisiyor „ gibi hissedebilirsiniz.

Yapmanız gereken zor kararlardan dolayı kendinizi suçlu hissedebileceğiniz zamanlar olabilir. Herkes farklı ve herkes farklı zamanlarda farklı duygular yaşayabilir. Daha önce psikolojik olarak daha endişeli yapıda olanlar bu durumla daha zor baş edebilirler ya da tam tersi her zaman güçlü görünen biri kendini yetersiz hissedebilir.

Bu dönemde aldığımız vitaminlerin yani sıra ruh sağlığımıza da dikkat etmemiz gerekir. Çünkü immun sistemi etkileyen en önemli etkenlerden biri de strestir.

Kendinize iyi bakmanıza yardımcı olmak için yapabileceğiniz şeyler var.
Nöbetleriniz sırasında kendinize düzenli molalar vermeye dikkat edin. Sağlıklı beslenme, ve yeterli uyku yapı taşlarıdır. Stresli durumlarla başa çıkmanıza yardımcı olan stratejileri düşünmeye ve kullanmaya çalışın. Vardiyalar arasında biraz zaman ayırmaya, yavaşlamaya ve uyarılma seviyelerini normale döndürmeye çalıştığınızdan emin olun.

Kendinize bakmak bencillik değil sorumluluktur. Kendinizi düşünün . Siz iyi olmazsanız kimseye yardım edemezsiniz (aileniz dahil) bunu unutmayın.

Arkadaşlarınızla ve ailenizle iletişimde kalın – onları şahsen göremeseniz bile görüntülü ve telefon görüşmeleri yapabilirsiniz.

Fiziksel aktiviteye katılın. Rutinlerinize olabildiğince devam edin.
Kendinizi iyi hissetmenize yardımcı olacak düzenli etkinlikler planlayın.
Sigara, alkol veya diğer ilaçlar gibi yararsız başa çıkma stratejileri kullanmaktan kaçının. Bu tür maddeler olayı sadece kısa süreli bastırmaktan başka bir işe yaramamaktadır…

Haberleri izlemek, okumak veya dinlemek için harcadığınız zamanı sınırlamaya çalışın. Zihninizi mevcut krizden uzaklaştırabilecek hobilerle vakit geçirmeye çalışın.Eğer bunalmış hissediyorsanız yardım isteyin. İş arkadaşlarınızla, yöneticinizle veya nasıl hissettiğiniz konusunda güvendiğiniz bir başkasıyla konuşun. Bu durumda yalnız değilsiniz – iş arkadaşlarınız size benzer şeyler yaşıyor olabilir ve birbirinizi destekleyebilirsiniz. Gerekirse psikolojik destek almaktan utanmayın.
Kendinize ve başkalarına karşı merhametli olun. Kontrolünüzde ne olduğuna odaklanın. Her şeyi kontrol edemezsiniz ama yapabileceğiniz şeylerinde olabileceğini göreceksiniz.
Sadece negatif olaylara değil hayatınızdaki pozitif durumlara da odaklasın. Hayatını kaybedenlerin yanında bir çok iyileşen insan olduğunu da göreceksiniz.
Başarıları paylaşın ve kutlayın. Bu bir yarış ya da savaş değil. Bu durum sonsuza kadar sürmeyecek ve salgın sona erecek.

Hayallerinizi kurmaya devam edin… Hayal gücü ruhun gözüdür ve hayallerimiz her şeye rağmen özgürdür.

Sevgiler

Uzman Psikiyatrist Dr.Çiğdem Gök

Aort kapağı, kalbin sol karıncığı (ventrikül) ile aort damarı arasında yer alan bir kalp kapakçığıdır. Bu kapakçığın görevi kalbin aort damarına pompaladığı kanın, kalbe geri kaçısını önlemektir. Aort yetmezliği varsa valf (kapak) düzgün kapanmaz. Bu nedenle, kan aorttan sol ventriküle geri sızar, kalbin iş yükü artar.

Bazı durumlarda aort yetmezliği ile aort darlığı ile birlikte ortaya çıkar. Aort darlığı hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız: Aort darlığı

Belirtiler (Semptomlar)

Hafif aort yetmezliği semptom vermeyebilir. Aort yetmezliğinde görülen belirtiler şunlardır:

  • Yorgunluk
  • Zayıflık
  • Nefes darlığı (özellikle egzersiz esnasında veya uzanır pozisyonda iken)
  • Baş dönmesi veya bayılma
  • Şişmiş ayak bilekleri (ödem)

Aort kapak yetmezliği tanı

Tanı kalp seslerini dinleyerek ve ekokardiyografi kullanılarak konur.

aorttan sol ventriküle kanın geri kaçışı.
Aort kapak yetmezliğinde kanın bir kısmı kalbin sol karıncığına geri kaçar. Bu kalbin iş yükünü artırır.

Aort yetmezliği tedavi

Kanın aorttan kalbin sol karıncığına geri kaçışı hafifse, herhangi bir tedaviye ihtiyacınız olmayabilir. Diğer durumlarda ise doktorunuz size çeşitli ilaçlar veya ameliyat önerecektir.

İlaç tedavisi

Aort kapak yetmezliğine ek olarak kalp yetmezliği gelişirse doktorunuz, anjiyotensin dönüştürücü enzim (ACE) inhibitörleri veya idrar söktürücü (diüretikler) gibi ilaçlar önerebilir. Bu ilaçlar kalp yetmezliği semptomlarının hafifletilmesi için kullanılır.

Aort kapak ameliyatı

Cerrahi seçenekler arasında aort kapağının onarımı veya kapağın değiştirilmesi bulunur. Çoğu durumda tercih edilen seçenek kapak değişimi yani protez kapak ameliyatıdır.

Kapak değiştirme ameliyatı, mekanik kapak veya dokusal (biyolojik) kapaklar ile yapılır. Mekanik kapak üretiminde, titanyum gibi vücudunuzla tepkimeye girmeyen malzemeler kullanılır. Mekanik protezlerin kapak ömrü uzundur. Dokusal (biyolojik) kapaklar ise işlenmiş hayvan veya insan dokusundan üretilir, ileri yaşlarda daha sık tercih edilir.

Ameliyatta mekanik kapak kullanılırsa cerrahi sonrası hastanın kan sulandırıcı ilaç kullanması gerekir. Biyolojik kapak kullanılarak yapılan cerrahide ise ameliyat sonrası kan sulandırıcı ilaç gerekmez. Ancak kapak ömrü mekanik kapaklara göre daha kısadır.

Durumunuz için en iyi seçeneği cerrahınız önerecektir.

Hastalığın seyri (prognoz) nasıldır?

Hastalığın seyri (prognoz) altta yatan nedene ve aort yetersizliğinin derecesine bağlı olacaktır. Yetmezliğin derecesi arttıkça durum kötüleşebilir, tedavi şarttır. Mevcut modern tedavilerle başarı şansı artmıştır.

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri Twitter’da #ikçütıpmağdur etiketiyle yaşadıkları mağduriyeti duyurmaya çalışıyor. İkçü Tıp Dönem 4 öğrencileri bir araya gelerek ortak bir bildiri hazırladılar. Bizler de doktorunsesi ekibi olarak sorunun çözülmesi ve genç arkadaşlarımızın sesi olmak adına bu metni sizlerle paylaşıyoruz:

İkçü Tıp Fakültesi Dekanlığına

İkçü Tıp Dönem 4 öğrencileri olarak günlerdir eğitimimizle ve sınavlarımızla ilgili bilgi almak için uğraştığımız programımız bugün 22 Mayıs tarihinde açıklanmıştır. Ege, Dokuz Eylül vb. Türkiye’deki ve İzmir’deki birçok tıp fakültesinde, dönem 4’ler için YÖK’ün istediği gibi kolaylaştırmalar (ödev, online ders, baraj puanlarının düşürülmesi, yazılılardan geçip sözlülerden kalan öğrencilerin de geçmiş kabul edilmesi gibi) birçok düzenlemenin yapılıp öğrencilerini mağdur etmeyecek şekilde güvenceler vererek günler öncesinden programlarını açıklamasına karşın biz fakülte olarak bugün programımıza kavuştuk.

Programımızda yazan bilgilere göre akademik programımız tamamlanmadan 5 farklı stajımızın sınavı 1 hafta içerisinde yapılacaktır ve herhangi bir online eğitim almadan, nasıl olacağını bilmediğimiz bir sistemle geçmemiz bizden beklenmektedir. Aynı zamanda online sistemde çözeceğimiz sınav sorularına birer dakika süre verilmiş olup, çözdüğümüz soruya bir daha geri dönme hakkı verilmemektedir.

Bizler eğitimini hocalarımızdan almadığımız, online ders göremediğimiz stajların sınavına girme hususunda öğrencilere kolaylık sağlanmasını talep etmekteyiz. Sınav sisteminin geç açıklanması ve eğitim alamama mağduriyetimizi önlemek adına diğer birçok tıp fakültesinde dönem 4’ler için alınan kolaylaştırıcı kararların bizlere de entegre edilmesi, ödevlendirme veya sınav sisteminde kolaylaştırıcı uygulamaların tarafımıza sağlanmasını bekliyoruz..

#ikçütıpmağdur

Saygılarımızla..

İkçü Tıp Dönem 4 Öğrencileri

Sağlık ve sağlık çalışanlarıyla ilgili her türlü öneri, istek, şikayet, haber ve bilgi için; iletisim.doktorunsesi@gmail.com adresinden veya Twitter da @doktorunsesicom üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Sağlıklı Kalın!

Aort kapağı, sol ventrikül ile aort damarı arasında yer alan bir kalp kapakçığıdır. Aort darlığı, aort kapağının tamamen açılamaması dolayısıyla sol ventrikül ve aort damarı arasında darlık meydana gelmesidir.

Sonuç olarak, sol ventrikülden aort damarına geçebilen kan miktarı azalır. Valf (kapak) ne kadar dar olursa, aorta o kadar az kan geçebilecek; bu da semptomların şiddetini artıracaktır.

Bazı durumlarda ise hem aort darlığı hem de aort yetmezliği birlikte bulunur. (Aort yetmezliği hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız: Aort yetmezliği)

Aort darlığının belirtileri:

Hafif aort stenozları herhangi bir semptom göstermeyebilir. Bununla birlikte, şiddetli darlık varlığında aşağıdaki bulgular ortaya çıkar:

  • Göğüs ağrısı (angina)
  • Baygınlık veya baş dönmesi hissi
  • Özellikle egzersiz ile şiddetlenen nefes darlığı
  • Yorgunluk
Aort Kapakçığı

Aort darlığı tedavi

Eğer daralma (stenoz) hafifse, herhangi bir tedaviye ihtiyacınız olmayabilir. Darlığa bağlı olarak kalp yetmezliği veya düzensiz kalp ritmi (aritmi) gibi durumlar ortaya çıkarsa doktorunuz ilaç tedavisi uygulayabilir. Ancak asıl tedavi kapakçığın değiştirilmesi yani cerrahi tedavidir. Yapılan araştırmalar, semptom gelişen aort darlığı hastalarında cerrahi tedavinin hastanın sağkalım süresini artırdığını göstermiştir.

İlaç tedavisi

Kalp yetmezliği gelişirse, doktorunuz yetmezlik semptomlarını hafifletmek için ACE (anjiyotensin dönüştürücü enzim) inhibitörleri veya diüretik (idrar söktürücü) gibi ilaçlar önerebilir.

Cerrahi tedaviler

Cerrahi tedaviler, aort darlığını düzeltmek için oldukça sık uygulanan yöntemlerdir. Başarı şansı yüksektir. Tedavi bozuk olan kapağın mekanik veya biyolojik yapay kapakla değiştirilmesidir. Mekanik kapaklar, titanyum gibi vücudunuzla reaksiyona girmeyen malzemelerden yapılır. Biyolojik kapaklar ise işlenmiş hayvan veya insan dokusundan üretilir, ileri yaşlarda tercih edilme sıklığı artar. Durumunuz için en iyi seçeneği cerrahınız önerecektir.

Aort darlığı olan insanlarda hastalığın seyri (prognoz) nasıldır?

Bazı vakalar hafiftir ve semptomlara neden olmaz. Semptom geliştiği takdirde hastanın durumu yıllar içerisinde daha kötüye gider. İlaçlar durumu hafifletebilir, ancak daralmış (stenoze) bir kapakçığı eski haline çeviremez. Bu durumda ameliyat önerilir.
Cerrahi tedavi, şiddetli aort darlığı olan çoğu insanda darlığa bağlı şikayetleri iyileştirmiştir. Kalp kapakçığı değiştirme ameliyatlarının başarı oranı yüksektir.

Disleksi bilinenin aksine toplumda yaygın görülen bir durumdur. Genellikle çocuklar ilkokula başladığında fark edilir. Erkeklerde daha yaygındır. Kesin tedavisi yoktur, ancak erken tanı ile sağlanacak destek çocuğun akranları ve çevresiyle uyumunu artırır.

Disleksi nedir?

Disleksi, öğrenme, okuma, yazma ve heceleme gibi becerilerde sorunlara neden olan özel bir öğrenme güçlüğüdür. Yaşam boyu süren bir durumdur ancak iyi bir destek sağlandığında kişi, okuma-yazma becerilerini geliştirebilir; böylece okulda ve işte daha başarılı olur. Kişinin zeka seviyesiyle ilgili değildir, bu kişilerde zeka problemi görülmez. Çoğu durumda okuma-yazma becerisindeki zayıflık diğer bazı becerilerin normalden daha kuvvetli gelişmesini sağlar. Disleksisi olan çocuklar ekstra eğitim desteğine ihtiyaç duyacağından özel eğitim okullarına başvurulması daha doğru olacaktır.

Yetişkinlerde disleksi

Genellikle çocukluk döneminde fark edilir. Bununla birlikte, daha önce yokken ileri yaşlarda da edinilebilir. Edinilmiş disleksi, daha önce normal okuma yeteneğine sahip bir kişide bir tür beyin hasarını (inme gibi) takiben gerçekleşir.

Belirtileri nelerdir?

Belirtiler:

  • Yavaş ve yanlış okuma, yazma
  • Bir metni anlayabilmek için tekrar tekrar okuma.
  • Tarihleri ​​sıraya koymak gibi sıralama yapılan durumlarda zorluk.
  • Düzensiz yazım.
  • Kelimelerin harf sırasını karıştırma.
  • Harfleri sık sık ters çevirme.
  • Sayfadaki sesleri veya şekilleri ayırt edememe.
  • Yön bulmada zorluk.
  • Planlama ve organizasyon zorlukları.

Nasıl tedavi edilebilir?

Yardım, destek ve yoğunlaştırılmış eğitim şarttır. Özel eğitim mümkün olduğunca erken başlamalı ve birey odaklı olmalıdır. Disleksi hastalarının okuma ve yazma güçlüklerini aşmalarına yardımcı olabilecek yöntemler:

  • Uzman bir öğretmenle küçük bir grupta bire bir eğitim.
  • Destekleyici ev ve okul ortamları. Ebeveyn ve öğretmen çocuğu cesaretlendirmelidir.
  • Duyusal ağırlıklı öğretim. Disleksili çocuklar, mektubu yazarken aynı zamanda okumak gibi mümkün olduğunca çok duyuyu eş zamanlı kullanabildiklerinde daha iyi öğrenirler.
  • Disleksi olan birçok çocuk için, bir bilgisayarda çalışmak kitaplara oranla daha kolaydır. Bilgisayarda yazım denetimi özelliğini kullanmak faydalı olabilir.

NOT : Disleksi, herhangi bir göz hastalığı oluşturmaz ancak bu çocuklarda rutin göz kontrolü yapılmalıdır. Disleksisi olan çocukta, ihmal edilmiş göz problemi varsa okuma-yazma oldukça güçleşir.

Sever hastalığı (kalkaneal apofizit olarak da adlandırılır) topukta ağrıya neden olur. Koşma veya atlama içeren spor aktivitelerine katılan çocuklarda daha yaygındır. Dinlenme, yapılan spora uygun ayakkabı tercihi ve ayakkabı içine topuğu destekleyecek eklerin yerleştirilmesi ile tedavi edilebilir. Genellikle birkaç hafta veya birkaç ay içinde iyileşir.

Sever hastalığının belirtileri nelerdir?

Tipik semptom, topuğun arkasında veya altında oluşan ağrıdır. Ağrı; yürüme, koşma ve zıplama ile daha da kötüleşir. Hatta bu durum topallamaya ve ayak parmaklarında yürümeye neden olabilir. Genellikle koşma, atlama veya herhangi bir spor aktivitesine katılmada zorluk vardır. Etkilenen topuk genellikle hassastır ve topuğu sıkmak ağrıya neden olur. Ayak bileğinin herhangi bir hareketi ile ağrı hissedilebilir ve topuk şişebilir. Semptomlar genellikle 7-14 yaş arası çocuklarda olur. Bu yaş grubunda topuk ağrısının en sık sebebidir.

Sever hastalığı nasıl teşhis edilir?

Doktorunuz genellikle şikayetlerinizi dinleyerek ve ayağınızı muayene ederek Sever hastalığını teşhis eder. Çoğu durumda ek tetkik gerekmez ancak bazı durumlarda topuk ağrısının başka bir nedenini dışlamak için röntgen, ultrason, tomografi veya MR’a ihtiyaç duyulabilir.

Sever hastalığının tedavisi nedir?

Kullanılan tedaviler genellikle topuk ağrısının düzelmesine izin veren basit önlemlerdir. Bunlar:

  • Uygun ayakkabı seçimi – Özellikle çok sayıda koşu veya atlama içeren sporlarda topuğu destekleyici ayakkabılar tercih edilmelidir.
  • Topuğa buz uygulamak – Topuk ağrısını azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Aktivitenin azaltılması – Topuk ağrısına neden olan aktivite iltihaplanmanın çözülebilmesi için durdurulmalı veya azaltılmalıdır. Genellikle birkaç hafta içinde ağrı kaybolur. Ağrının aşırı şiddetli olduğu durumlarda alt bacağın ve ayak bileğinin alçıda hareketsiz hale getirilmesi ise çok nadiren başvurulan bir yöntemdir.
  • Topuğun desteklenmesi – Geçici ayakkabı ekleri topuk için destek sağlar.
  • Fizyoterapi ve egzersizler – Uygun egzersizler baldır kası (gastrocnemius) ve tendonun güçlendirilmesini sağlar.
  • İlaçlar – İbuprofen gibi steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçlar (NSAID’ler) ağrı ve iltihabı azaltmaya yardımcı olabilir.

Sever hastalığı için prognoz (hastalığın seyri) nasıldır?

Sever hastalığı genellikle 2-3 ay içinde tamamen iyileşir. Hastalık düzeldiğinde herhangi bir kalıcı soruna neden olmaz.

Sever hastalığı sık görülür mü?

Sever hastalığı çocuklarda ve ergenlerde topuk ağrısının en yaygın nedenidir. Bir ayağı veya her iki ayağı etkileyebilir. Bu durum sporda aktif olan gençlerde daha yaygındır. Erkekler kızlardan daha sık etkilenir.

Sever hastalığı önlenebilir mi?

Özellikle spor aktiviteleri için destekleyici ayakkabılar giyerek risk azaltılabilir.

Çarpıntı, kalbinizin attığı hissidir ve oldukça yaygın görülür. Çoğu durumda zararsızdır. Genellikle kısa sürer ve nefes darlığı, baş dönmesi, göğüste sıkışma, kaygı hissi gibi semptomlar eşlik edebilir. Şiddetli veya kısa sürede geçmeyen çarpıntıların ise acil tıbbi müdahaleye ihtiyacı olabilir.

Çarpıntı nedir?

Çarpıntı, insanların göğsünde hissettiği hızlı, büyük ve rahatsız edici kalp atımlarıdır. Göğsün sol tarafında veya ortasında olabilir. Normalde kalbimizin attığını fark etmeyiz. ‘Çarpıntı’ terimi kalp atışımızın farkında olduğumuzda kullanılır. Genellikle bu hissin nedeni kalbinizin yaşınız ve cinsiyetinize kıyasla normalden daha hızlı atıyor olmasıdır. Bazen, içinde bulunduğunuz duygusal durum da anormal kalp ritmine neden olabilir.

Çarpıntım varsa ne yapmalıyım?

Çarpıntı bazı durumlarda ciddi olabilir. Aşağıdaki durumlarda tıbbi yardım almanız gerekir:

  • Çabuk geçmeyen çarpıntılarınız varsa (birkaç dakika içinde).
  • Çarpıntı ile göğüs ağrınız varsa.
  • Çarpıntı ile şiddetli nefes darlığınız varsa.
  • Eğer bayılırsanız veya bayılıyormuş gibi hissederseniz ya da başınız dönüyorsa.
  • Çarpıntı ve geçmişten süregelen kalp problemleriniz varsa.
  • Egzersiz yaparken başlayan çarpıntı varsa.

Kalp çarpıntısının nedenleri

Aşağıda çarpıntıya sebep olan bazı durumlar listelenmiştir.

1) Hızlı ama düzenli kalp atışı (sinüs taşikardisi)

Kalp atış hızının normalden daha hızlı olmasının birçok nedeni vardır. Bunlardan bazıları:

  • Egzersiz yapmak.
  • Anksiyete.
  • Kafein.
  • Alkol.
  • Bazı ilaçlar.
  • Aşırı aktif tiroid bezi.
  • Gebelik.
  • Sigara içmek.
  • Ateş.

2) Yavaş kalp atış hızı (bradikardi)

Daha fazla ilgi için tıklayın: Bradikardi

3) Anormal kalp ritimleri (aritmiler)

Daha fazla bilgi için tıklayın: Aritmi

Tetkikler

Doktorunuz nabzınızı ve kan basıncınızı ölçecek, kalbinizi dinleyecek ve uygun görmesi halinde ileri tetkikler isteyecektir. İstenebilecek tetkiklerden bazıları şunlardır:

  • Anemi ve aşırı aktif tiroid bezi kontrolü için kan testleri.
  • Elektrokardiyogram (EKG), kalp hızının düzenli ve normal hızda olup olmadığını kontrol etmek için kullanılabilir. Ayrıca altta yatan veya geçirilmiş kalp hastalığınız hakkında fikir verir.
  • Ambulatuar EKG (Holter monitörizasyonu): Bu test, siz normal yaşamınızı sürdürürken 24 veya 48 saat boyunca kalbinizin EKG kaydını tutar.
  • Kalp ultrasonu (ekokardiyogram).
  • Efor testi
  • Elektrofizyoloji testleri de kullanılabilir. Elektrotlar damar yoluyla kalbinize ilerletilir ve kalbinizdeki elektrik sinyallerini ölçerek anormal sinyallerin kaynağını saptar.

Tüm bu testler, kalbinizde çarpıntıya neden olan herhangi bir anormallik olmadığından emin olmak içindir. Birçok durumda, çarpıntı kalbinizdeki herhangi bir problemden kaynaklanmaz.

Tedavi

Tedavi çarpıntılarınızın olası nedenine bağlı olacaktır. Örneğin çay, kahve gibi yüksek kafeinli içecekler tüketiyorsanız bunları kesmeniz istenir. Çarpıntılarınızın nedeni anksiyete (kaygı) ise, doktorunuz sizinle bu durumu yönetmenin yollarını paylaşacaktır. Kısacası verilecek tedavi altta yatan nedene bağlı olarak değişmektedir.

Aritmi, kalbin elektriksel iletim sistemindeki problemlerden dolayı kalbin anormal bir hız veya ritimle atması olayıdır.

Aritmi nedir?

Aritmi, kalp atışının anormal hızı ve / veya ritmidir. Çeşitli tipleri vardır, ancak hepsi kalbin elektriksel iletim sistemindeki bazı problemlerden kaynaklanmaktadır. Bazı aritmiler diğerlerinden daha ciddidir. Bazıları ise aralıklarla olur; anormal ritim ortaya çıkar ve kaybolur.

Taşikardi, normalden daha hızlı kalp atış hızı anlamına gelir (dakikada >100 atım). Egzersiz, korku, ateş, anemi veya aşırı aktif tiroid bezi gibi birçok nedene bağlı olabilir. Bradikardi ise normalden daha yavaş olan kalp atışı hızıdır (dakikada <60 atım).

Aritminin belirtileri nelerdir?

Semptomlar, durumun ciddiyetine bağlı olarak değişebilir:

  • Çarpıntı. (Not: çarpıntı hissi, aritmi olmayan kişilerde de yaygın bir durumdur. Bu nedenle doğru tanı için doktorunuza danışınız.)
  • Anormal derecede hızlı, yavaş veya düzensiz nabız.
  • Baş dönmesi veya bayılma.
  • Nefes darlığı.
  • Göğüs ağrısı

Bazı aritmiler diğerlerinden daha ciddidir. Çok hızlı veya çok yavaş bir kalp atış hızı, kalpten pompalanan kan miktarının kritik düzeylere düşmesine neden olabilir. Bu durum kalp yetmezliğine yol açabilir.

Aritmi tedavisi

Tedavi aritminin tipine göre değişiklik gösterir. Ayrıca, koroner kalp hastalığı veya yüksek tansiyon (hipertansiyon) gibi altta yatan herhangi bir nedenin tedavisi de belirli aritmilerin kontrolünde önemlidir. Uygulanan tedavi türlerinden bazıları şunlardır:

  • İlaç tedavisi. Kullanılan ilaç aritminin tipine bağlıdır.
  • Kateter ablasyon tedavisi. Küçük bir kateter bacağınızdaki büyük bir damardan kalbinizin odacıklarına ilerletilir. Kateterin ucuyla anormal elektriksel uyarıların kaynağı veya tetikleyicisi olan doku ortadan kaldırılır.
  • Bazı taşikardi türleri için kardiyoversiyon bir seçenek olabilir. Anestezi altındayken uygulanır. Bu işlem, anormal ritmi normale döndürebilir.
  • Yapay kalp pilleri, tam kalp bloğu vakalarında ve diğer bazı durumlarda kullanılır. Yapay kalp pili, göğsün üst kısmında cildin hemen altına yerleştirilen küçük bir cihazdır. Kalp pili düzenli ve normal kalp atışını sürdürmek için kalbi uyarır.
  • İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatörler (ICD) de bazı durumlarda kullanılabilir. Kalp pillerine benzer ve üst göğüste deri altına yerleştirilen küçük cihazlardır. Cihaz kalp atışını izler. Cihaz normal ritimde bir değişiklik tespit ederse, anormal ritmi durdurmak için kalbe kısa bir elektrik şoku gönderir.
İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD)

Aritmi tipleri

Ana aritmi türleri şunlardır:

  • Ektopik atımlar: Bunlar normal kalp atışlarının dışında gerçekleşen ekstra kalp atımlarıdır. Çok yaygındır ve genellikle zararsızdır. Normalde onları fark etmezsiniz. Bazen yatakta uzanırken göğüste hafif bir atım olarak hissedilebilir. Kafein ve alkol, ektopik atımlara neden olabilir.
  • Supraventriküler taşikardi.
  • Atriyal fibrilasyon.
  • Atriyal flutter.
  • Ventriküler taşikardi nadir görülen bir aritmidir. Ventriküller normalden daha hızlı atmaktadır (120 ile 200 vuru / dakika arasında). Atriyumdaki hız normaldir. Ventriküllerde, atriyumdan inen normal impulsları geçersiz kılan bir elektriksel uyarı tetikleyicisi vardır.
  • Ventriküler fibrilasyon: Ventriküllerin farklı kısımlarından düzensiz birçok elektriksel uyarı ‘ateşlenir’. Buna fibrilasyon denir. Kalp kası zayıf bir şekilde kasılır ve kasılma kanı kalpten çıkarmak için yeterli değildir. Bu hayatı tehdit eden bir durumdur ve kalp durmasının yaygın bir nedenidir. Birkaç dakika içinde düzeltilmezse ölümcüldür.
  • Kalp bloğu, elektriksel impulsların atriyumlar ve ventriküller arasında kısmen veya tamamen bloke olduğu durumlardır.
  • Hasta sinüs sendromu

Aritmiler neden olur?

Anormal kalp ritimlerinin (aritmiler) çeşitli nedenleri vardır. Bunlar:

  • Koroner kalp hastalığı
  • Kalp kapak hastalıkları.
  • Yüksek tansiyon (hipertansiyon).
  • Kalp kası bozukluğu (kardiyomiyopati).
  • Kalbin elektriksel iletim yollarındaki konjenital (doğumsal) anormallikler.
  • İletim yollarında yaşa bağlı dejenerasyon.
  • Bazı ilaçlar ve aşırı tiroid hormonu (hipertiroidizm) bazen aritmiyi tetikleyebilir.

Bradikardi düşük kalp atış hızıdır ve sıklıkla sporcular gibi çok zinde olan insanlarda görülür. Bununla birlikte, kalp problemi veya az çalışan tiroid bezi gibi durumlarla da ilişkili olabilir.

Bradikardi nedir?

Bradikardi, kalbinizin çok yavaş attığı anlamına gelir. Çoğu insan için, kalp atış hızı istirahat halinde dakikada 60 ila 100 atım arasındadır.

Düşük kalp atış hızı (60 vuru / dakikadan az) bazen normal olabilir. Özellikle uzun süredir sıkı antrenman yapan sporcularda nabız sayısı dakikada 60 dan az olabilir. Bu normal yavaş kalp atışı herhangi bir soruna neden olmaz ve herhangi bir tedavi gerektirmez.

Bununla birlikte, düşük kalp hızı bazen altta yatan bir tıbbi durumdan kaynaklanır. Bunlardan biri kalbin elektrik sisteminde sorun olmasıdır. Bu, kalbin doğal pacemaker’ının düzgün çalışmadığı veya kalbin elektriksel iletiminin kesintiye uğradığı anlamına gelir. Şiddetli bradikardi formlarında, kalp o kadar yavaş atar ki, kalp vücudun ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kan pompalayamaz. Bu durum semptomlara neden olur ve hayatı tehdit edebilir.

Bradikardinin belirtileri nelerdir?

Bradikardi hiçbir belirti vermeyebileceği gibi aşağıdaki durumlara yol açabilir:

  • Baş dönmesi, sersemlik hissi veya bayılma.
  • Nefes darlığı. (özellikle egzersiz yaparken)
  • Aşırı yorgunluk.
  • Göğüste ağrı veya çarpıntı hissi.
  • Konsantrasyonda güçlük.

Risk faktörleri

Bradikardi, özellikle çok zinde kişilerde normal karşılanır. Aksi takdirde olası nedenler şunlardır:

  • Kalbi, vücudunuza kan pompalamak için uyaran elektrik impulsun anormal iletimi.
  • Kalp krizi (miyokard enfarktüsü) nedeniyle zarar görmüş kalp.
  • Yüksek tansiyon (hipertansiyon).
  • Doğuştan kalp hastalığı.
  • Kalp dokusunun enfeksiyonu (miyokardit).
  • Az çalışan tiroid bezi (hipotiroidizm).
  • Beta-blokerler veya digoksin gibi ilaçlar.
  • Geçirilmiş kalp cerrahisi komplikasyonları

Bradikardi tedavisi

Tedavi altta yatan nedene ve semptomlara bağlıdır. Eğer bradikardi herhangi bir belirtiye neden olmazsa, altta yatan neden için tedaviye ihtiyaç duyulmadıkça herhangi bir tedaviye gerek yoktur.

Bradikardinin nedeni kalbin elektrik sistemininin zarar görmüş olması ise, kalp pili kullanmanız gerekebilir. Kalp pili, düşük kalp atış hızını düzeltmeye yardımcı olan bir cihazdır. Cilt altına yerleştirilir. Kalp pili olan kişiler normal, aktif yaşamlarını sürdürebilir; ancak bu aynı zamanda altta yatan duruma da bağlı olacaktır.

Hipotiroidizm veya tuz (elektrolit) dengesizliği düşük kalp atış hızına neden oluyorsa, nedeni tedavi etmek genellikle bradikardiyi iyileştirir.

Bazı ilaçlar kalbinizin yavaş atmasına neden olabilir. Bu durumda doktorunuz ilacın dozunu düşürebilir veya farklı bir ilaca geçebilir.

Komplikasyonlar

Çoğu insanda bradikardi herhangi bir komplikasyona neden olmaz. Komplikasyon, yavaş kalp hızının altta yatan nedenine bağlı olacaktır.

Şiddetli bradikardi tedavi edilmezse, ciddi sorunlara yol açabilir. Bunlar ani düşme, nöbetler ve hatta ölümle sonuçlanabilir.

Korunma

Bradikardi kalp hastalığından kaynaklanabilir, bu nedenle sağlıklı yaşam tarzı tavsiyesi çok önemlidir. Buna sağlıklı beslenme, sigara içmeme, vücut ağırlığını azaltma (aşırı kilolu ise) ve düzenli egzersiz yapma örnek gösterilebilir.

Adrenarş, kız ve erkek çocuklarının ergenliğe geçiş yaparken karşılaştığı bedensel bir süreçtir. Ergenlikten önce, genellikle 6 ila 8 yaşları arasında gerçekleşen bir olaydır. Bu süre zarfında bazı hormonlar artmaya başlar. Bu durum vücutta bazı değişimlere yol açar.

Adrenarş neden olur?

Böbreklerin üstünde adrenal bezler (böbreküstü bezleri) adı verilen bir çift özel bez bulunur. Böbreküstü bezleri, vücutta birçok olayın gerçekleşmesini sağlayan birkaç farklı hormon üretir. Bu hormonlar vücuttaki tuz miktarını düzenler, stres sinyallerini iletir ve büyümeye katkıda bulunur.
Adrenarş, çocuklarda androjen adı verilen bir grup hormonun üretilmeye başladığı dönemdir. Adrenarşın kişiyi ergenliğe hazırladığı düşünülmektedir (genellikle birkaç yıl sonra ergenlik başlar).

Vücuttaki bu androjen artışı nelere yol açar?

Böbreküstü bezinden salınan androjenler, vücutta çeşitli değişimlere neden olabilir:

  • Çocukların ilk kasık tüylerinin veya koltuk altı tüylerinin büyümesine neden olur.                           
  • Ter üreten bezlerin yanı sıra yetişkin vücut kokusu üreten bezler üzerine etki eder, bazı çocuklar vücutlarının farklı kokmaya başladığını fark edebilir.
  • Ek olarak, bazı çocuklar cildinde değişiklik fark edebilir, çünkü bu hormonal değişimler mikro-komedonal akne (sivilce) adı verilen akne türüne neden olabilir.

Her çocuk bu değişiklikleri yaşar mı?

Elbette her insan farklıdır. Bazı çocuklar adrenarş döneminde vücudunda birçok değişiklik fark edebilir, bazı çocuklar ise hiçbir bir şey fark etmeyebilir. Bu değişikliklerin biraz erken yaşandığı durumlar için (yaklaşık 5-6 yaş) ‘erken adrenarş’ terimi kullanılır, ancak bunun da sıra dışı bir durum olmadığı bilinmelidir.

Ergenlikten farkı nedir?

Ergenlik, genç yıllarda adrenarştan birkaç yıl sonra ortaya çıkma eğilimindedir. Ergenlik, çocuk cinsel olgunluğa erişmeye başladığında vücudunda olan değişikliklerle ilgilidir. Bunlar erkeklerde testislerin büyümesini ve kızlarda meme gelişimini içerir.
Adrenarş 6 yaşından sonra herhangi bir zamanda olabilir ve yukarıda açıklananların dışında herhangi bir gelişmeye neden olmaz. Eğer erken testis gelişimi, erken meme gelişimi, baş ağrısı gibi durumlar varsa mutlaka doktorunuza danışınız.

Adrenarş dönemindeki bir çocuk için ne yapılabilir?

Açıklandığı gibi, adrenarş normal bir süreçtir ve endişelenmek için bir neden yoktur. Adrenarş sırasında vücüdunda değişimler gözleyen çocuklara güven vermeli ve endişelenmeleri halinde sizinle konuşmaya teşvik etmelisiniz. Ayrıca yapabileceğiniz birkaç şey daha var:

  • Çocuğunuz değişen vücut kokusundan endişe duyuyorsa düzenli olarak duş almayı ve deodorant kullanımını önerin.
  • Vücut tüyleri hakkında kaygılıysalar veya utanıyorlarsa, epilasyonu onlarla tartışabilirsiniz..
  • Bir sorun haline gelirse doktorunuza lekelerin tedavisi için danışın.

Bilmem gereken başka bir şey var mı?

Bazen, androjen hormonu fazlalığı adrenarş dışındaki problemlerden kaynaklanabilir ve çocuğunuzun bazı testlere ihtiyacı olabilir. Çocuğunuz bahsedilenlerin dışında herhangi bir durum yaşarsa veya herhangi bir endişeniz varsa, doktorunuzun tavsiyesine başvurmanız gerekir.

Yapılan yeni araştırmalar, anaerobik bakterilere bağlı kan enfeksiyonları ile kolorektal kanser arasında bir bağlantı buldu. Bu bulgu gelecekteki kanser taramalarında yardımcı olabilir.

Son zamanlarda yapılan bir çalışma, anaerobik bakteriyel kan enfeksiyonlarının, kolorektal kanser gelişme riski ile ilişkili olduğunu saptadı.

Araştırmacıların 2020 Avrupa Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Kongresi’nde sunacakları çalışma, klinisyenlerin kolorektal kanser için daha iyi tarama yapmasına yardımcı olabilir.

Kolorektal kanser ve bakteriyel enfeksiyonlar

Kolorektal kanser kolonda veya rektumda görülür. En yaygın üçüncü kanser türüdür. Vakaların yaklaşık% 90’ı 50 yaş ve üstü kişilerde görülür.

Yaşın yanı sıra, risk faktörleri arasında ailede kolorektal kanser öyküsü, bazı genetik sendromlar, obezite, egzersiz eksikliği, meyve ve sebzelerde düşük bir diyet ve inflamatuar bağırsak hastalığı bulunur.

Anaerobik bakteriler, aerobik bakterilerin aksine oksijene ihtiyaç duymazlar. Bu bakteriler bağırsak da dahil olmak üzere çeşitli yerlerde bulunan insan vücudunun normal bir parçasıdır.

Önceki araştırmalar bazı spesifik anaerobik bakterilerin kolorektal kanserle ilişkisini göstermişti. Araştırmacılar bu bağlantıyı geniş çaplı bir çalışma ile daha fazla araştırmak istediler.

2 milyondan fazla katılımcı

Çalışma, 2007-2016 yılları arasında Danimarka’nın iki bölgesinde gerçekleştirildi ve 2 milyondan fazla katılımcıyı içeriyor.

Araştırma ekibi , katılımcıların kanındaki patojenlerin türü de dahil olmak üzere 45.760 kan enfeksiyonu hakkında veri topladı.

Yazarlar daha sonra bu bilgileri Danimarka Kolorektal Kanser Grubu veritabanındaki verilerle karşılaştırdı.

Bakteriyel kan enfeksiyonu geçiren 45.760 kişiden 492’si (% 1.1) daha sonra kolorektal kanser geliştirdi. Bunlardan 241’i (% 0.5) bakteriyel kan enfeksiyonunun ilk yılındaydı.

Önemli derecede daha yüksek kanser riski

Araştırmacılar, anaerobik bakteriyel kan enfeksiyonlarının kolorektal kanser riskinde önemli bir artış ile ilişkili olduğunu buldular.

Örneğin, Clostridium septicum enfeksiyonu geçirenlerin gelecek yıl içinde kolorektal kanser geliştirme olasılığı 42 kat daha fazlaydı.

Bakteriyel enfeksiyonu olmayan kontrol grubunun sadece % 0,5’i kolorektal kanser geliştirdi, buna karşılık C. septicum enfeksiyonu olanların % 20,8′ inde kanser gelişti.

Kanın anaerobik bakteriyel enfeksiyonları ile kolorektal kanser arasında açık bir bağlantı olmasına rağmen, aralarındaki nedensel ilişkinin ne olduğu henüz net değil.

Araştırmanın sahibi Dr. Justesen ve ekibi şöyle diyor: “Sonraki araştırmalarımız, kanser gelişiminde rol oynayabilecek spesifik özellikleri belirleyip belirleyemeyeceğimizi görmek için kanserli kişilerden spesifik bakterilere odaklanacaktır. ”

Bu, kolorektal kanser taramasının daha etkili olabileceği anlamına gelebilir. Dr. Justesen’e göre, “Tarama ile ilgili olarak, eğer bu yüksek riskli bakterileri ileri yaşla birlikte görürsek, o zaman kesinlikle kolorektal kanser için bu kişiyi taramaya değer.”

Sonuçlar ilginç olsa da, bu araştırma bilimsel bir konferansta sunum yapılmasını bekliyor. Bu nedenle, tüm metodoloji ve sonuçlarla ilgili ayrıntılar henüz mevcut değil.

Yüksek Öğretim Kurulu intern doktorların mezuniyetinin gecikmemesi için yeni kararlar aldı.

YÖK daha önce aldığı kararla tıp fakülteleri son sınıfı öğrencilerinin uygulama eğitimini yaz döneminde gerçekleştirebileceğini duyurmuştu. Alınan yeni kararlarla uygulama eğitiminin online olarak tamamlanabilmesinin önü açıldı. Böylelikle intern doktorlar mezuniyet açısından sene kaybına uğramayacak.

Kararı Yüksek Öğretim Kurulu başkanı Yekta Saraç twitter hesabından duyurdu:

Sağlıkta şiddet yasası partilerin ortak oyuyla meclisten geçti. 15 Nisan 2020 tarihinde meclisteki partilerin ortak oyuyla yasalaşan metnin tam hali şu şekilde:

MADDE 28 – 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’nun ek 12’nci maddesine birinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan kasten yaralama (Madde 86), tehdit (Madde 106), hakaret (Madde 125) ve görevi yaptırmamak için direnme (Madde 265) suçlarında;

a) İlgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılır.

b) Türk Ceza Kanunu’nun 51’inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz.”

“Şiddetin vuku bulduğu sağlık kurum ve kuruluşunda, faile veya yakınına mağdurun verdiği hizmeti verebilecek başka sağlık personeli ve yardımcı sağlık personeli bulunması hâlinde hizmet ilgili diğer personel tarafından verilir.

Sağlık Bakanlığı, sağlık kuruluşlarında vatandaşların tıbbi maske kullanımını zorunlu hale getirdi.

Sağlık kuruluşlarında hasta ziyareti düzenlemelerine ilave tedbirler alındı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından 81 ilin valiliklerine hasta ziyaretleri hakkında yazı gönderildi.

Alınan ek tedbirler kapsamında, mart ve nisan aylarında uygulanması gereken tedbirlerin Sağlık Bakanlığı tarafından yapılacak ikinci bir duyuruya kadar uygulanmaya devam edileceği kaydedilerek şu ifadeler kullanıldı:

“Tüm sağlık kuruluşlarına girişlerde vatandaşlarımızın tıbbi maske (cerrahi maske) takmaları zorunlu olup, sağlık kuruluşu içerisinde maskesiz dolaşıma izin verilmemesi, tedbirlerin kamu, üniversite ve özel sektöre ait tüm sağlık kuruluşlarında uygulanması konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmesi sağlanacak.”

Send this to a friend